| Psikiyatrist Net | Biz Kimiz | Neredeyiz | Anlaşmalı Bankalar | Ziyaretçi Defteri | E mail | A Z İndex | | ||
| |
|
|
![]() |
|
|
| |
Deprem ve Ruh Sağlığı
DEPREM VE DİĞER BÜYÜK FELAKETLERİN RUHSAL DÜNYAMIZA ETKİLERİ:
Büyük Marmara Depreminin üzerinden bir yıl geçmiş bulunmakta. O gece İstanbul’
da olanlarda olmayanlarda, ertesi geceler ev dışında kalan ya da kalmayanlar da
ne koşullarda olursa olsunlar zor günler yaşadılar ve yasamaktalar. Tabii ki
depremde ailesi ya da yakınlarını kaybedenler, islerini, evlerini kaybedenler bu
durumu diğer kişilerden çok daha yoğun olarak yasadılar. Bu satırların yazarının
aile büyüklerinin tümünün Yalova’da yasıyor olması ve Yalova’nın çaresizliğine
ve hüznüne şahit olması, bir turlu bu yazıya daha önce başlayamamasına yol
açmıştır. Modern , konforlu ve pahalı binaların domino taşları gibi birbirinin
üzerine yığılması, o unutulması olanaksız koku, çadırlarda oturan insanlar,
yardim kuyruklarında toplanan çok sayıda kişinin görüntüleri ve çaresizlik,
tükenmişlik, gözlerdeki korku ifadeleri, sinir krizleri , siren sesleri ...
Unutulacak şeyler değiller.
Depremden hemen sonra Avcılar / İstanbul deprem bölgesinde İstanbul Sağlık
Müdürlüğü’nün deprem sonrası görülen psikiyatrik sorunların çözümüne yönelik
oluşturduğu iki ayrı merkezde dört psikiyatrisi , bir hemşire ve bir personel
ile ücretsiz hizmet vermeye başladık. Mart 2000 itibariyle tek merkezde ama bu
kez toplam iki psikiyatrisi (Uz. Dr. Bahadır Bakim ve Uz. Dr. Mustafa Güveli)
olarak çalışmaya devam ettik. Size yaklaşık bir yıldır suren ve büyük olasılıkla
bir yıl daha sürecek olan çalışmalarımızdan edindiğim bir takım düşüncelerimi ve
gördüklerimi aktarmaya çalışacağım.
Kişiler depremi takiben ilk olarak çocuklarının yanına koşmuşlardı. Ancak bu
onların yanlarına gidiş sekli o denli kendini kaybetmişçesine olmuştu ki,
çığlıklar atarak,yoğun korku ile dolu bir şekilde olmuş, çocuklar depremin
kendisinden çok, ailelerinin bu aşırı tepkileri ile olaydan etkilenmişlerdi.
Kimisi o an kıyametin koptuğunu zannetmişti. Bazı kişiler o an donup, kalmış, ne
konuşabilmiş, ne de herhangi bir eylemde bulunabilmişlerdi. Çoğu kişi en yakın
akrabalarının yanına koşup, onların sağlık haberlerini almak için zamanla
yarışmışlardı. Bayılanlar ve sinir krizleri geçirenler oldu. İnsanlar enkaz
çalışmalarına katılamamanın , yakınları olup de sağ kalanlar ise yasadıkları
için suçluluk duyguları içine girdiler. Bazı kişiler bu afetin isledikleri
günahlar ve kotu alışkanlıkları nedeniyle kendi baslarına geldiği düşüncesi
içindeydiler. Bazı kişiler o anda ne yaptıklarını daha sonra hatırlamıyorlardı.
Yattıkları odalara, evlerine hatta kimisi İstanbul il sınırlarına girerken bile
yoğun gerilim yasadılar. Bu nedenle geçici bir sure şehri terlettiler. Ancak bu
onların rahatsızlıklarını dindiremedi. Çünkü olayı de kafalarında götürmüşlerdi,
doğal olarak. Gece rüyalarında yasadılar, en ufak sesten irkildiler. Olay
gözleri önünden gitmedi. TV yi seyrederken sanki depremi en canlı hali ile
tekrar yasıyor hissettiler. Bu nedenle kişiler haberlerden ve deprem
konuşmalarından kaçındılar. Enkazlı yerlerden geçmemek için yollarını
değiştirdiler, oralara bakmamaya çalıştılar. Dikkatleri dağıldı, dalgınlık,
kendine ise verememe gözlendi. Deprem olmasa bile sallanıyor hissettiler.
Bazıları evlerine sallanan şeyler astı, gözleri hep avizelerdeydi. Uykuları
bozuldu, çoğu, depremin olduğu saat olan gece 03 e dek uyuyamadı. Anne ve
babalar dönüşümlü olarak geceleri nöbet tuttu. Annelerdeki en büyük kaygı,
kendilerinden çok çocuklarına bir şey olacağı yönündeydi. Her gece deprem
kabusları ve uykuda sıçramalarla uyandı. Eskiden zevk aldıkları şeylere bile
ilgisiz kaldılar,hayattan beklentileri kalmadı ve her şey birden anlamsız ve bos
geldi. Geleceğe yönelik plan yapmaz oldular. İçlerine kapandılar. Ağlamak
isteyip ağlayamadılar. Kısaca robot gibi hissiz ve hareketsiz kaldılar belli bir
sure. Bu donem psikiyatride akut stres bozukluğu olarak adlandırılır ve suresi 1
aya dek uzayabilir.
Bu donemi takiben bazı kişilerde yakınmalar daha da uzadı. Kişiler yoğun bir
çaresizlik, korku içine girmişlerdi. Depremle ilgili her söylenene inanıyor,
hatta bazıları deprem otoritesi konumundaki jeolog ve diğer bilim adamlarına
karsı kızgın bir tavır aldılar. Bunlardan bir kısmı seviliyor , bir kısmi
sevilmiyor konuma geldiler. Söyledikleri olumlu ya da olumsuz şeyler bunda
etkili olmuştu. Çocuklar oyunlarında kurtarma timi rollerini üstlendi,
çizdikleri resimler yıkıntıları, çadırları konu alıyor ve önceden çizdikleri
renkli resimler , yerlerini daha soluk renklerle yapılmış daha özensiz çizimlere
bırakıyordu. Çocuklar daha kavgacı, daha ürkek oldular. Tek baslarına
yatamamaya, kekelemeye, idrar kaçırmaya, karanlıkta kalamamaya başladılar. Okul
başarıları duştu. Evlerine girmek istemediler, tek baslarına tuvalete gidemez
oldular. Tik davranışları ortaya çıktı, yemek yemeye ilgileri azaldı.
Büyüklerse ise deprem anıları, en ufak hatırlatıcı olayda göz önüne geldi. Gece
03 uykusuzluğu devam ediyor, kişiler denizin renginin değişmesi, havanın
sıcaklığı, köpek sesleri, kuşların kanat çırpmalarını tehlike işareti olarak
algıladılar ve söylentiler ağızdan ağıza yayıldı. Kişiler pek çok şeye karsı
ilgisiz oldular. Cinsel isteksizlik de önemli boyutlara varmıştı. Özellikle
kadınlarda o esnada deprem olur da günahkar olarak oluruz seklinde düşünceler
nedeniyle eslerinden ayrı, çocukları ile yatmalar başladı. Bazı kişilerde deprem
gerilimini asmak için alkol kullanımı çoğaldı. Akla gelebilecek herselden
kaçınmalar görüldü. Tuvalette ve banyoda çok kısa sure kalma, deniz kenarına
inmek istememe, yüksek binalara, kalabalık yerlere girmeme gazete, radyo, TV
haberlerinden kaçınma gibi. Çok çabuk ve aşırı tepki verir hale gelindi. Mutfak
tüplerinin sürünerek taşınması bile insanları çılgına çeviriyor, hızlı gecen
arabalar nedeniyle çıkan tozlar kişilerde deprem anındaki toz bulutunu
hatırlatıp, sinirliliğe yol acıyordu. Bazı kişilerde ise konuşma içeriği sadece
depremle ilgili oluyor ve bu kişiler çevrelerindeki kişilerin tepkileri ile
karsılaşıyorlardı. İşlerini kaybeden, işleri azalan, komşuları semtten uzaklaşıp
yalnız kalan insanlar daha bir içlerine kapanıyor ve hayata kusuyorlardı. Olum
hiç onlara bu kadar yakın olmamıştı.
İşte bu belirtiler travma sonrası stres bozukluğu olarak adlandırılıyordu.
Bazılarında bu belirtiler depremden 6 ay kadar sonra başladı. Bu geç başlangıçlı
tipi oluşturuyordu. Bazı kişilerde bu tabloya depresyon ve panik ataklar
eklendi. Bazı kişiler ise dağıtılan bu durumla ilgili anketlere biz hekimlere,
belediyeye, hükümete yönelik öfke içeren mesajlarla karşılık verdiler. Aslında
bu da yüksek düzeyde olan kaygı ve gerilimlerinden ötürüdür. Bir kısım kişiler
psikiyatriste gittiklerinde çevrelerince ‘deli’ olarak damgalanacaklarından
korktular ve yardım almadılar. Kimisi psikiyatriste gitmenin bir zayıflık
olacağını düşünerek gelmek istemedi, kimisi de ilaçların kendilerini
uyuşturduğunu düşünerek ilaç almadı. Ancak tedaviye düzenli gelenler fayda
gördü. Bu tedavi çalışması T.C.Sağlık Bakanlığı İstanbul il sağlık Müdürlüğünce
halen devam etmektedir. Bu tetkik ve tedavi çalışması sonrası sağlanan bilgi
birikimi bundan sonra olmasını hiç temenni etmediğimiz başka felaketlerde daha
etkili ve uygun tedaviler yapabilmemize olanak sağlayacaktır.
Sık
Kullanılanlara Eklemek İçin...
Ana Sayfa Yapmak
İçin...
Psikiyatrist Net Durumundadır...
| Copyright © |