|
|
Dissosiyatif Kimlik Bozukluk
Dissosiyatif Kimlik bozukluğu (DKB):
Kişinin içinde birbirinden farklı kişilikler hissedip,bu kişiliklere uyan
davranışlarda bulunması, bu kişiliklerin etkisi altında olduğu anlarda
yaptıklarından habersiz olma halidir. Bu kişilikler bireyin kendi
cinsiyetinden,yas grubundan, sosyoekonomik ve kültürel durumundan farklı
olabilir. Bu kişiliklere ait kafasının içinden gelen ve kendisini
yönlendiren sesler duyabilir. Farklı kişilikler var olan "ev sahibi"
kişiliğe zarar verici davranışlar gösterebilir (eş ya da karşı cinsle
uygunsuz ilişkiler, suça yönelik davranışlar gibi) . Ev sahibi kişiliği
oldurup,yerine geçmek için intihar girişimlerinde bulunabilirler.
Nasıl oluşmaktadır?
Genellikle çocukluk yaşlarında çok ağır fiziksel (dövülme, ağır
cezalandırmalar),cinsel (tecavüz, cinsel tacizler) ve duygusal (sevgi
gösterilmeme,sağlık,eğitim ihmalleri ve bakım gereksinimlerinin yerine
getirilmemesi gibi) travma yaşantıları sonrasında gelişir. Bu donemde
çocuk bu olaylar esnasında kendini olayın etkisinden kurtarmak için bir
savunma mekanizması şeklinde “o olayı yaşayan ben değilim, bu olanlar bana
yapılmıyor, ben bunları hissetmiyorum” vb düşünce değişiklikleri
geliştirir. Bu zamanla normal dışı bir hal alıp, bu bozukluğa dönüşür. Bu
sekil bir savunma sureci ,ağır travmalara uyum sağlamada önemli bir yere
sahiptir.
Dissosiyatif kimlik bozukluğunun birincil belirtileri:
İki ya da daha fazla birbirinden ayrı kimliğin aynı kişide varlığı (her
birinin kendi içinde süreklilik gösteren çevre ve benlik algısı, ilişki
kurma ve düşünme biçimi vardır). Bu kimliklerden en az ikisi zaman zaman
tekrarlayarak kişinin davranışlarını denetim altında tutar. Önemli kişisel
bilgileri sıradan bir unutkanlıkla açıklanamayacak şekilde anımsayamazlar.
Başka Türlü Adlandırılamayan Dissosiyatif Bozukluk :
Bu durumun DKB’ n dan farkı iki ya da daha çok kişilik durumu olmasına
karşın, kişilikler arasında ayrılık ve farklılık yoktur ya da önemli
kişisel bilgiler için unutkanlık durumu bulunmamaktadır. Genelde en çok
görülen dissosiyatif bozukluktur. Ayrıca uzun süreli zorla düşünce
aşılanması (beyin yıkama),tıbbi bir duruma bağlanamayan bilinç kaybı-koma
halleri, bazı duyu ötesi algı yaşantılarının olduğu vakalar bu gruba örnek
oluşturmaktadır.
Toplumda ne oranda görülmektedir?
% 5-10 arasında görülmektedirler. Daha çok kadınlarda teşhis edilmektedir.
Erkek hastaların ise suç işledikleri için daha çok adli sistem içinde
oldukları ve bu nedenle tanı konulamadığı düşünülmektedir. Kişilerin
özellikle kafaları içinden gelen sesler duymaları , yaptıklarını
hatırlamadıkları şeylerle karşılaşmaları gibi belirtilerin ,öğrenilmesi
halinde kendilerinin “akıl hastanesine kapatılacakları ya da toplumda
damgalanacakları ” yönündeki inançları nedeniyle tedaviye başvurmadıkları
görülmektedir.
Hastalık niçin önemlidir?
Rahatsızlığı bilmeyen kişilerce yanlışlıkla daha ağır rahatsızlıklarla
karıştırılıp,hastanın yanlış ve hayatını kotu etkileyen tedaviler
uygulanmasına yol açılabilir. Hastanın işlevselliği kötü etkilenebilir.
Hasta intihar edebilir ya da başkalarına zarar verebilir. Değişik
kişiliklerin etkisi ile suç olarak addedilebilecek olaylarla
karşılaşılabilir.
Tedavi:
Hastalık bu rahatsızlığı bilen psikiyatristlerce uzun dönemli psikoterapi
ile tedavi edilmektedir. Tedavide kişiliklerin bir araya getirilerek bir
bütün oluşturması ve geçmişte yaşanan ve bazı hallerde unutulmuş olan
travma döneminin aydınlatılıp, bunun normal bilinç hali ile
birleştirilmesi ve bütünleştirme sonrası eşlik eden diğer kişilik
sorunları ve yaklaşımların tedavisi ile sürdürülür. Psikoterapi esnasında
farklı kişiliklerin etkisi ile şikayetlerde alevlenmeler görülebilir. Bu
durumlarda ilaç tedavileri ve kısa süreli yataklı tedaviler gerekebilir.
|
|