|
|
Haftalık Yazılar
Çalışmaya engel olabilecek kaygı
sıkıntı ve gerilimi azaltmak için yapılabilecekler 1
Çalışmaya başlamak ve sürdürebilmek için aslında bir
miktar stresin olması uygundur. Ancak bunun belli bir duzeyi aşması
kişinin dikkat, konsantrasyon ve çalışma isteğini azaltır. Herhangi bir
kişi için stres etkeni olabilen bir durum başkası için stres etkeni
olmayabilir. Bu durum, karşılaşılan olayın kişi için ne anlam ifade ettiği
ile ilgilidir. Olay bireyin cocukluk ya da erken erişkinlik döneminde
yaşadığı sorunlarla bağlantılı ya da benzer ise , kişinin hissettiği
sıkıntı duzeyi başkalarına göre daha yuksek olmaktadır. Ayrıca o esnada
bireyin çevresinde destek verebilecek kişilerin olması, kişinin
sosyoekonomik durumunun iyi olması,belirli bir işinin olması, iyi giden
bir evlilik öyküsü, iyi bir eğitim düzeyi gibi dışsal kuvvetlerin mevcut
olması da stresle başetmesinde önemli noktalardır. Küçük yaşlardan
itibaren bireyin kaygısını başkaları ile paylaşabilmesi ve sosyal
ortamlara daha çok girmesi de önemli bir rahatlatıcı etken olabilmektedir.
Stresle başetmede içsel kuvvetlerin de önemi büyüktür. Bireyin sorunlarla
başetmek için yeterince kendini guclu hissedebilmesi, uygun dusunsel
savunma mekanizmalarını kullanması ( olayları bilinçli olarak unutmaya
çalışmak, sorunu konuşmak ve düşünmekten kaçınmak , sorunların sadece
karşısındakilerden kaynaklandığını düşünmek gibi uygunsuz savunma
mekanizmaları yerine başarılı kişileri örnek alarak çalışmak, öfkenin
birden uygunsuz bir şekilde boşaltılması yerine , bunun bir resim, şiir ya
da spor vb. bir başka alan üzerinden ancak daha üretken bir şekilde
rahatlama sağlanması gibi), uygun düşünce şemalarının kullanılması ( hiç
birşeyle başedemeyeceği, kendini kimsenin sevmediği, çevrenin çok kötü
olduğu ve gelecekte de hiç birşeyin düzelmeyeceği şeklindeki olumsuz
düşünce tarzları , negatif çıkarımlar ve genellemeler yerine en ufak bir
aksiliği büyütmeyip, çabalarsa başarabileceğini düşünmek, olumsuz bir
olayın akabinde hep olumsuz olaylarla karşılaşmayacağı, dünyanın en
bedbaht insanı olmayıp, etrafında kendisi gibi sıkıntı çekebilen
insanların olduğunu , çevresinin kendine yardım edebilecek dostlardan
oluştuğunu düşünmek gibi olumlu düşünce şemaları varlığı).
Bireyin yaşı da stresle başetmede önemlidir. Yapılan çalışmalara göre 21
yaş sonrası her bir yaş artışında kişinin çalışma kapasitesinin % 1
oranında azalma gösterdiği saptanmıştır. İlerleyen yaş ile birlikte
çalışma kapasitesi ile birlikte , strese tolerans ta azalmaktadır. Bunda
bireyin değişen hormonel yapısı, daha önceki yaşlarda varolmayan
hastalıkların gözlenmesi de etkili olmaktadır.
Cinsiyet te strese karşı koymada belirleyici faktörlerdendir. Kadınların
erkeklere oranla strese daha az fizyolojik yanıtlar verdikleri, bunun
sonucunda da daha uzun bir ömre sahip olup,bazı hastalıklara daha az
yakalanıp, daha çabuk kurtuldukları bilinmektedir.
Stresle başetmek için zaman zaman kas gevşetme ve solunum egzersizleri,
otohipnoz etkili olabilmektedir. Düzenli bir şekilde egzersiz yapmak ta
bir yandan istenen bir vücut yapısı oluştururken, bir yandan da kalp atım
sayısı ve kan basıncını azaltarak stres esnasında kalp-damar sisteminin
aşırı çalışmasına engel olabilir.
Kişinin dış ortama mizahi bir bakış ile bakması da etkin bir savunma
düzeneğidir. Bireyin özellikle kendisiyle de dalga geçip kendine
gülebilmesi kaygıyı azaltabilir. Gülme ile birlikte beyinden endorfin gibi
bazı hormonlar salgılanarak vücutta bir iyilik hissi oluşturabilmektedir.
Bireyin hangi dinden olursa olsun, din ile ilişkilerinin iyi olup , bu
yönden çevresindekilerle uyum içinde yaşaması , birarada ya da tek başına
dua ve diğer ibadetlerini yapması da stres yoğunluğunu düşürebilmektedir.
Bunların dışında gene de kaygı durumu yüksek bir düzeyde ise, bir
psikiyatrist kontrolünde kullanılabilecek ilaç tedavileri de faydalı
olmaktadır. Kaygı durumu başka bir psikiyatrik ya da vücutsal hastalığa
bağlı ise öncelikle bunların tedavisi gerekmektedir.
Çalışmaya engel olabilecek kaygı sıkıntı ve gerilimi azaltmak için
yapılabilecekler

Çalışmaya başlamak ve sürdürebilmek için aslında bir miktar stresin olması
uygundur. Ancak bunun belli bir duzeyi aşması kişinin dikkat,
konsantrasyon ve çalışma isteğini azaltır. Herhangi bir kişi için stres
etkeni olabilen bir durum başkası için stres etkeni olmayabilir. Bu durum,
karşılaşılan olayın kişi için ne anlam ifade ettiği ile ilgilidir. Olay
bireyin cocukluk ya da erken erişkinlik döneminde yaşadığı sorunlarla
bağlantılı ya da benzer ise , kişinin hissettiği sıkıntı duzeyi
başkalarına göre daha yuksek olmaktadır. Ayrıca o esnada bireyin
çevresinde destek verebilecek kişilerin olması, kişinin sosyoekonomik
durumunun iyi olması,belirli bir işinin olması, iyi giden bir evlilik
öyküsü, iyi bir eğitim düzeyi gibi dışsal kuvvetlerin mevcut olması da
stresle başetmesinde önemli noktalardır. Küçük yaşlardan itibaren bireyin
kaygısını başkaları ile paylaşabilmesi ve sosyal ortamlara daha çok
girmesi de önemli bir rahatlatıcı etken olabilmektedir.
Stresle başetmede içsel kuvvetlerin de önemi büyüktür. Bireyin sorunlarla
başetmek için yeterince kendini guclu hissedebilmesi, uygun dusunsel
savunma mekanizmalarını kullanması ( olayları bilinçli olarak unutmaya
çalışmak, sorunu konuşmak ve düşünmekten kaçınmak , sorunların sadece
karşısındakilerden kaynaklandığını düşünmek gibi uygunsuz savunma
mekanizmaları yerine başarılı kişileri örnek alarak çalışmak, öfkenin
birden uygunsuz bir şekilde boşaltılması yerine , bunun bir resim, şiir ya
da spor vb. bir başka alan üzerinden ancak daha üretken bir şekilde
rahatlama sağlanması gibi), uygun düşünce şemalarının kullanılması ( hiç
birşeyle başedemeyeceği, kendini kimsenin sevmediği, çevrenin çok kötü
olduğu ve gelecekte de hiç birşeyin düzelmeyeceği şeklindeki olumsuz
düşünce tarzları , negatif çıkarımlar ve genellemeler yerine en ufak bir
aksiliği büyütmeyip, çabalarsa başarabileceğini düşünmek, olumsuz bir
olayın akabinde hep olumsuz olaylarla karşılaşmayacağı, dünyanın en
bedbaht insanı olmayıp, etrafında kendisi gibi sıkıntı çekebilen
insanların olduğunu , çevresinin kendine yardım edebilecek dostlardan
oluştuğunu düşünmek gibi olumlu düşünce şemaları varlığı).
Bireyin yaşı da stresle başetmede önemlidir. Yapılan çalışmalara göre 21
yaş sonrası her bir yaş artışında kişinin çalışma kapasitesinin % 1
oranında azalma gösterdiği saptanmıştır. İlerleyen yaş ile birlikte
çalışma kapasitesi ile birlikte , strese tolerans ta azalmaktadır. Bunda
bireyin değişen hormonel yapısı, daha önceki yaşlarda varolmayan
hastalıkların gözlenmesi de etkili olmaktadır.
Cinsiyet te strese karşı koymada belirleyici faktörlerdendir. Kadınların
erkeklere oranla strese daha az fizyolojik yanıtlar verdikleri, bunun
sonucunda da daha uzun bir ömre sahip olup,bazı hastalıklara daha az
yakalanıp, daha çabuk kurtuldukları bilinmektedir.
Stresle başetmek için zaman zaman kas gevşetme ve solunum egzersizleri,
otohipnoz etkili olabilmektedir. Düzenli bir şekilde egzersiz yapmak ta
bir yandan istenen bir vücut yapısı oluştururken, bir yandan da kalp atım
sayısı ve kan basıncını azaltarak stres esnasında kalp-damar sisteminin
aşırı çalışmasına engel olabilir.
Kişinin dış ortama mizahi bir bakış ile bakması da etkin bir savunma
düzeneğidir. Bireyin özellikle kendisiyle de dalga geçip kendine
gülebilmesi kaygıyı azaltabilir. Gülme ile birlikte beyinden endorfin gibi
bazı hormonlar salgılanarak vücutta bir iyilik hissi oluşturabilmektedir.
Bireyin hangi dinden olursa olsun, din ile ilişkilerinin iyi olup , bu
yönden çevresindekilerle uyum içinde yaşaması , birarada ya da tek başına
dua ve diğer ibadetlerini yapması da stres yoğunluğunu düşürebilmektedir.
Bunların dışında gene de kaygı durumu yüksek bir düzeyde ise, bir
psikiyatrist kontrolünde kullanılabilecek ilaç tedavileri de faydalı
olmaktadır. Kaygı durumu başka bir psikiyatrik ya da vücutsal hastalığa
bağlı ise öncelikle bunların tedavisi gerekmektedir.
Çalışmaya yönelik motivasyonu arttırmak için öneriler:
Kişinin gelecek konusundaki ve o konu ile ilgili düşüncelerinin neler
olduğu netleştirilmelidir. Konuya başlamadan önce gelecekteki hedefi
konusunda , kısa süreli olarak kendini heveslendirecek ve mutlu edecek
gelecekle ilgili bir hayal kurması uygun olabilir.
Kişi konuyu sevmiyorsa , niye sevmemektedir bu
düşünülmelidir. Konu ile ilgili daha önce başından geçen üzücü olaylar,
konu öğrenilirken aynı anda yaşanmış bir kötü durum bilinç tarafından üst
üste getirilerek, konu kötü bir imaj yaratabilir. Konunun suçsuz olduğu ,
sadece amaca ulaşmak için gerekli olan bir bölüm olduğu şeklinde
düşünülmelidir.
Bireyler nasıl daha iyi çalışabildiklerini
belirlemelilerdir ( tek başına mı, grup şeklinde mi, oturarak mı, uzanarak
mı gibi ). Her yiğidin bir yoğurt yeme şekli vardır. Siz de kendinizin en
verimli yoğurt yeme şeklinizi bulmalısınız.
Günün hangi saatlerinde daha iyi konsantre olabilmekte olduğunuzu
keşfedin. Bu saatlere çalışma saatlerinizi getirmeye çalışmanız uygun bir
yaklaşımdır. İlerleyen dönemlerde çok yavaşça bu saati sınava gireceğiniz
zaman dilimine getirmeye çalışın (öğle saatlerinde iyi çalışabilen kişi
sabah saatlerinde sınava girecekse , ders çalıştığı verimli zamanını sabah
saatlerine kaydırmaya çalışmalıdır.
Bireyler çok uzun süreli olarak aynı konu üzerinde,
kitap başında vakit geçirmemeli, 20-30 dakikada bir dinlenmeli, bu esnada
kendini dinlendirecek ders dışı bir konu ile ilgilenmelidirler.
İnsanlar çalışmaya en sevdikleri konu ya da dersten
başlamalı, daha sonra zora geçmelilerdir. İyi bir başlangıç her zaman
devamı mümkün kılar.

Ders ya da konuyu oyun haline getirecek ya da günlük hayatla bağ
kurabilecek hale getirmeye çalışmak ta uygun bir yaklaşımdır. İsmi geçen
kişi, yer ve durumları tanıdık olduğunuz kişi , yer ve durumlara benzetmek
ve kıyaslamak ta hoş bir yöntemdir.
Başkası ile yarışmak ve kendinizi onlarla kıyaslamak ta
uygun olmayan bir yaklaşımdır. Sadece kendinizin en iyi derecenizi yapmak
için çaba sarfetmek, hem kendinize olan güveninizi arttıracak, hem de
çevrenizdekilerle olumsuz şeyler yaşamanızı önleyecektir.
Düzenli çalışmak, ders verilmeden önce belli bir süre
konu ile ilgili altyapı çalışması yapmanız , dersi daha iyi izlemenizi
sağlayacaktır. Sınavdan hemen önce çalışmak hem stresinizi arttıracak hem
de çabuk unutmanıza ya da karıştırmanıza yol açacaktır. Her zaman bir
maraton koşucusu olduğunuzu düşünüp, belli bir tempoda ama devamlı
çalışın. Türk gibi başlayın ama Türk gibi bitirmeyin.
Öğrenme için tekrar temeldir. Çok kullandığınız
bilgiler kalıcı belleğinize yerleşir ve istediğinizde çağrılması da çok
daha kolay olur. Bunun için çalıştığınız konunun kısa özetlerini çıkarıp,
arada sırada onları gözden geçirebilirsiniz.
Çalışma ortamınızı çalışmak için uygun bir hale getirin
(masanızın üzerine sevdiklerinizin size verdiği ufak hediyeler, resimler
koyabilir, odanızı sıkça havalandırmak, verdiğiniz aralarda
uzanabileceğiniz bir yatak, dinleyebileceğiniz bir müzik kaynağı ,
duvarlarınızı sediğiniz renkte bir boya ile boyayabilirsiniz, duvarlara
arada sırada yenilemek kaydıyla size güç ve moral verecek özlü sözler
yazmak gibi).
Ders dışında hoşça vakit geçirebileceğiniz size ait
zamanlarda sevdiklerinizle birlikte olun, zaman zaman kendinize hediyeler
alın, sevdiklerinize armağanlar verin, kendiniz ve çalışma odanızda
değişiklikler yapın.
Her gününüzün bir önceki günden daha farklı olmasına çalışın, kendiniz
için ufak ama zararsız heyecanlar oluşturun. Bir önceki akşamdan
yapacaklarınızı programlayın ve ne kadarını yapabildiğinizi ertesi akşam
gözlemleyin. Bu şekilde programlı yaşama alışkanlığı
geliştirebilirsiniz.uyamadığınız maddeleri gözden geçirin, ya bir sonraki
günün programına koyabilir ya da uygulama dışı bırakabilirsiniz ve
kendinizi tanımaya başlayabilirsiniz.

Ümitsizlik en kötü hastalıktır. Şu ana kadar gelip, bir takım şeyler
öğrenebilmişseniz, daha çok şeyler öğrenebileceksiniz demektir. Hayatta
hiç bir şey için geç değildir. Kendinizi en yukarıdakilerle karşılaştırıp,
kendinizi üzmeyin. Herkesin içinde bir cevher vardır, onu ne kadar
işleyebilirseniz, o kadar önemli hale getirebilirsiniz.
Daima sizin de başkalarından farklı yetenek ve
değerleriniz olduğunu düşünün. Ancak bu düşünceler içine girdiğinizde de
gerçek dışı, ulaşılamaz şeyler düşlemeyin.
Çevrenize belgesel çeken bir kameraman gibi bakmayı
alışkanlık haline getirin . Belgeselin güzeli başkasının göremediği hoş
şeyleri gösterir. Sizde çevrenizdeki kişi ve nesnelerin göze , kulağa hoş
gelen yönlerini görmeye çalışın. Bu hem sizi ruhen dinlendirecek hem de
manevi olarak zenginleştirecektir.
O gün içinde kendinizden gurur duyarak yaptığınız
şeyleri kaydedin ve her gün bunlara başka şeylerin de eklenmesini
sağlamaya çalışın. Bu hayata daha sıkı sarılmanızı sağlayacaktır.
Çevrenizdekilerle ve geçmişinizle dost olmaya çalışın.
Etrafınızdakilerin size yardımcı olmaya çalışan dostlardan oluştuğunu
düşünün. Geçmişinizde yapamadıklarınızı ya da yanlış yapmış olduğunuz
şeyleri değil, başardığınız şeyleri aklınıza getirmeye çalışın.
Bir konuda başarılı olmak için illa dershaneye, kursa
gitmek gerekmez. Bu tür olanaklarınızın olmaması başarısız olmanızı
gerektirmez. En iyi öğrenme şekli deneme yanılma usulüdür. Yapacağınız
yanlışları düzeltecek çabalar, en kalıcı şekilde öğrenmenizi
sağlayacaktır. Yanlış yapmaktan korkmayın, doğrusu ve daha güzeli için
uğraşmayı hedef edinin.
Çok hızlı çalışmak çok zeki olmak anlamına gelmez. Daha ılımlı bir sürede
çalışmak, ama daha kalıcı bilgiler edinmek idealdir. Unutmayın ki masalda
kaplumbağa tavşanı geçmiştir.
Çevrenizde ya da tarihteki olumlu bir şahsiyeti
kendinize örnek alın. O kişinin ne büyük zorluklar sonrası başarıya
ulaştığını düşünün. Unutulmaması gereken şey emek olmadan yemek
olmayacağı, zor çekmeden lor yenmeyeceğidir.
Spor yapmayı ihmal etmeyin. Bu hem geriliminizi
azaltacak hem de vücudunuzu daha olumlu etkileyeceğinden kendi bedeninizi
daha çok sevmenize yol açacaktır.
Çok sinirlendiğinizde odanızda bulunan bir yastığa peş
peşe yumruklar atabilir, öfkenizi belirten şeyler yazıp ya da çizip,
yırtabilir, bazı kişilerle sorunlarınızı yapıcı bir şekilde
konuşabilirsiniz.
Zaman zaman gözlerinizi yumup, çok güzel bir sahilde,
uçsuz bucaksız bir çimenliğin içinde ya da ulu ağaçların olduğu sakin bir
mekanda tek başınıza ya da sevdiklerinizle bir arada olduğunuzu düşünün
.Burada sizi kimsenin rahatsız etmeyeceğini, huzur bulduğunuzu ve dinlenip
buradan çıktıktan sonra enerji kazanacağınızı, başarılı olacağınızı
kendinize düşünce yolu ile ifade edin.
Sizi üzüp, karamsarlığa sokacak şeyler yerine,
heyecanlandıracak, eğlendirecek ya da azminizi körükleyecek kitaplar
okuyun. Size bu şekilde önerebileceğimiz kitaplar arasında İş Bankası
yayınlarından ‘Yıldızın parladığı anlar’ ve Milliyet yayınlarından
‘Dahiler de öğrenciydi’ sayılabilir.
|
|