|
|
Haftalık Yazılar
Vücut Disformik Bozukluğu
Vücudunuz sizin düşmanınız değil, onu haksız yere cezalandırmayın!
Çoğumuz zaman zaman vücudum keşke şuna benzeseydi , keşke daha uzun boylu
ya da burnumuz şöyle olsaydı diye düşünmüşüzdür. Bazılarımız ise
vücudumuzun çeşitli bölgelerinde gerçekten varolan bir takım bozuklukları
ya da eksiklikleri sorun etmişizdir. Ancak her iki durumda da çevremizle
güzel ilişkiler kurabilmiş, ailemiz ve mesleğimizle ilişkili
sorumluluklarımızı yerine getirebilmişizdir. Bu hallerde yaşadığımız gelip
geçici hüzünler gayet normal olarak düşünülür. Ne zamanki, başkalarınca da
normal olarak düşünülebilecek organlarımızın sorunlu olduğunu düşünüyoruz
ve bu durum bizim yapmamız gerekenleri yapamamamıza neden oluyor, o zaman
psikiyatrik bir sorun var demektir. Dismorfofobi ya da vücut dismorfik
bozukluğu olarak adlandırılan bu rahatsızlıkta kişilerin görünüşlerindeki,
başkalarına göre normal ama kendilerine göre kusurlu , çirkin olarak
algıladıkları vücut bölümlerine yönelik sürekli olarak takıntılı
düşünceler bulunmaktadır. Bu durumdaki bireyler genellikle yüz bölgesi
olmakla birlikte, vücutlarının herhangi bir bölgesine ya da tümüyle genel
olarak vücut yapılarına odaklanabilirler. Kişilerde hafif bir fiziksel
anormallik varsa bile, kişinin bu nedenle yaşadığı kaygı normalde
hissedilmesi gerekene göre aşırı derecededir. Bu kişilerin odaklandıkları
bu tür düşünceler nedeniyle, sosyal ya da mesleki alanlarda
işlevsellikleri bozulmaktadır.
Vücut dismorfik bozukluğu olan kişiler çekingen, özgüven eksikliği olan,
içe dönük kişilerdir. Hastalığın başlamasında ilk gençlik döneminde kendi
vücutlarına yönelik yapılan eleştiri ve olumsuz ifadelerin rolü
olabilmektedir.
Bu hastalık kadınlarla erkeklerde aynı sıklıkta görülmektedir. Hastalık
reklam sektörünün kadın imajını değiştirmek için sıklığının artışı
özellikle basın yayın sektörü ve reklamcılık sektörü tarafından yapılan
yayınlarla arttırılabilmektedir. Bireylerde özellikle mankenlerin ve sanat
çevresinin kendini gündemde tutabilmek ve diğerleriyle yarışabilmek uğruna
yaptırdıkları estetik operasyonlar, güzellik uzmanlarının yapmaya
çalıştıkları işlemlerin abartılarak aktarılmaları sonucunda kendi
bedenlerini yetersiz görmeleri ile takıntılarında artışlar gözlenmektedir.
Hastalık daha çok ergenliğe giriş ve erken ergenlik döneminde sık
görülmektedir. Etkilenen kişilerin % 75’i asla evlenmemekte, evlenenlerde
de boşanmaya sık rastlanmaktadır. Plastik cerrahi operasyonları için
başvuran kişiler arasında % 2 oranında gözlendiği saptanmıştır. Erkeklerle
kadınlarda görülme oranı aynı sıklıktadır. Sıklıkla kulakların büyüklüğü,
göz yapısı, saçlar ahenkle dansetmeli, diri ve canlı olmalı,kaşlar,ağız ve
çene büyüklüğü, burun büyüklüğü, sivilceler, göğüsler kalça yapısı,
bacaklardaki ve yüzdeki tüyler yakınılan alanlardır. Boy uzunluğu ve
saçlar da hastalık kapsamında önde gelen konular arasındadır. Bu bireyler
birden fazla vücut bölgeleri ile de takıntı derecesinde uğraşabilirler.
Kişilerin endişe ve sıkıntıları kalabalık ortamlarda artabilir. Bu nedenle
evlerinden çıkmak istemeyebilirler, işlerini aksatır,eğitimlerini zora
sokabilirler. Pek çok ortamdan kaçınabilirler. Varolduklarını düşündükleri
kusurları kapatmak için çekmecelerini makyaj malzemeleri ile doldururlar,
sık sık tuvalete gidip,aynaya bakarlar. Bazen de tam tersi aynalar
küserler, aynalar kırıktır artık. Sık sık kendi vücutlarını başkaları ile
karşılaştırır ve başkalarından güzelliklerinin onaylanması için ısrarlı
sorular sorarlar.
Kişiler kendilerinin de aralarında bulundukları ortamlarda en ufak bir
güzellik ve görünüm sözkonusu olduğunda alınganlık gösterebilir,
küsebilirler, hatta kendilerine hakim olamayıp, kavgalara girişebilirler.
Anne babalarına "niye vaktinde farkedip, bir şey yapmadın" diye
suçlamalarda bulunabilirler. Bazen intihar düşünceleri bile gözlenebilir.
Genellikle depresyon yanıbaşlarındadır.
Bu kişiler estetik cerrahi operasyonlar için plastik cerrahlara ya da
ürologlara çok sayıda başvurular yaparlar. Ameliyat sonrası sahip olmak
istedikleri iyi değerlendirilmelidir çünkü sonuçlardan memnun olmayabilir,
plastik cerrahı dava edebilir, hatta ona çeşitli saldırılarda
bulunabilirler. Bu tür kişiler özellikle psikiyatri hekimi ile görüşmeye
yönlendirilmelidir. Bu türden çok sayıda operasyon geçirenler için bu
durum akla getirilmelidir.
Tedavide ilaç tedavileri yanında bilişsel-davranışçı tedaviler, çocuklukta
yaşanan sorunların irdelenmesine, bunların farkındalığına varabilmemize ve
stresle başa çıkmada daha uygun düşünce şemalarının kullanılıp, uygunsuz
savunma mekanizmalarımızın değiştirilmesine yönelik terapiler kullanılır.
80 yaşına basan bir kişiye sormuşlar, “80 yaşa gelmek nasıl bir duygudur?”
Adam yanıtlamış, “henüz 40 yaşındayım, çünkü geceleri yaşamayıp, uyuduğum
için yarı yaşımdayım, yani 40. Bu sorunuzu o yaşa geldiğimde sorun”.
Vücudunuzu sevin, ona iyi davranın , kendi düşüncelerinizi değiştirmeye
çaba sarfetmek,vücudunuzu değiştirmeye göre çok daha akıllıca bir
durumdur.  |
|