|
|
İntihar
Öz kıyım (intihar) riskini arttıran etmenler:
İlkbahar ve yaz mevsiminin başlangıç ayları daha yüksek Öz kıyım
sayılarına sahiptir.Üniversite eğitimi almışlarda, daha düşük eğitim
düzeyine sahip olanlara göre , daha yüksek intihar oranına rastlandığı
gözlenmiştir. Müzisyenler, hekimler ve diş hekimleri, hukukçular, sigorta
sektöründe çalışanlarda daha yüksek oranlar gözlenmektedir. Kişinin
esinden ayrılmış olması ya da esin olmuş olması da riski arttırmaktadır.
Bekarlarda evlilere göre 2; boşanmış, ayrılmış ya da esini kaybetmiş
kimselerde evliklere göre 4 kat daha çok oranda öz kıyıma rastlanmaktadır.
Şehir ortamında yasamak ta ayni şekilde riski yükseltmektedir. Bireyin yas
grubu da intiharda önemli bir öğedir. Erkeklerde 45 yas, kadınlarda 55 yas
sonrası Öz kıyım oranları artmaktadır. Ayrıca Öz kıyım riski yüksekliği
erişkinliğe geçiş yılları ve eğitim, mesleğe başlangıç, ilk evlilik donemi
yılları olan 15-25 yas döneminde de ikinci bir zirve oluşturmaktadır. Bir
kez intiharı denemiş kişilerde intihar riski artmaktadır. Bir iste
çalışmamak ya da son zamanlarda iflas etmek, isten çıkarılmak, cezaevine
konma gibi durumlar da Öz kıyım olasılığını yükseltmektedir. Bireyin bir
psikiyatrik hastalığının olusu ya da tedavi olunamaz bir rahatsızlığın
varlığı da riski çoğaltmaktadır. Buna trajik bir örnek olarak gecen
yıllarda gazetelerde gördüğüm bir haberi verebilirim. Ailesi tarafından
doktora götürülen ortaöğretim dönemindeki bir kız öğrenciye anemi (
kansızlık) teşhisi konur. Bu teşhisi sözcüklerin benzerliği nedeniyle
lösemi ( kan kanseri ) ile karıştıran genç kız bu nedenle hayatına kıyar.
İntihar ve vücutsal hastalıklar :
Yapılan çalışmalara göre Öz kıyım gerçekleştirenlerin % 25-75 inde
vücutsal hastalıklara rastlanmıştır. Kanser hastası erkeklerin % 50 sinin
teşhis konduktan 1 yıl içinde öz kıyım ile hayatlarını
sonlandırabildikleri saptanmıştır. Göğüs ve genital sistem kanseri olan
kadınlarda % 70 gibi yüksek bir oranda intihar gözlenmiştir.
1- İntihar eğiliminin yüksek olduğu merkezi sinir sistemi hastalıkları:
Epilepsi (sara hastalığı), MS (multipl skleroz), kafa yaralanması,
kalp-damar hastalığı, Huntington hastalığı, demans (bunama), AIDS. Tüm bu
rahatsızlıklarda depresyona yüksek bir oranda rastlanmaktadır.
2- İntihar eğiliminin yüksek olduğu endokrin sistem hastalıkları: Cushing
hastalığı, anoreksiya nervosa, Klinefelter sendromu, porfiri. Bu gruptaki
hastalıklarda da duygu-durum bozuklukları çok gözlenmektedir.
3- İntihar eğiliminin yüksek olduğu mide-bağırsak sistemi hastalıkları:
Peptik ülser ve siroz. Her iki rahatsızlık ta alkolizm ile beraber daha
çok görülmektedir.
4- İntihar eğiliminin yüksek olduğu urogenital sistem sorunları: Prostat
büyümesi, hemodiyaliz uygulanması. Her iki durumda da duygu-durum
bozuklukları gözlenebilmektedir.
İntihar ve psikiyatrik hastalıklar:
Psikiyatrik bir rahatsızlığı olanların olmayanlara göre öz kıyım riskinin
3-12 kat daha fazla olduğu gözlenmiştir.Yapılan çalışmaların sonuçlarına
göre öz kıyım gerçekleştiren kişilerin % 70 kadarında depresyon ya da
alkolizme rastlanmıştır. 30 yas altındaki öz kıyımlarda madde kullanım
bozuklukları ve antisosyal kişilik bozukluğu on plana çıkmaktayken,30 yas
üzerinde depresyon ve beyne ait bozukluklar (defans gibi) öne geçmektedir.
Psikiyatrik rahatsızlığı olan öz kıyım ile hayatına son veren kişilerin
,psikiyatrik hastalığı olmayan intihar eden kişilere göre daha genç yasta
olduğu saptanmıştır.
Depresyon: Öz kıyımın en fazla görüldüğü psikiyatrik rahatsızlık
depresyondur. Özellikle hastada hafifçe iyileşmenin başladığı erken tedavi
dönemlerinde ve hastanede yatıp çıkmayı izleyen dönemlerde intihar
riskinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yurt dışında yapılan bir
çalışmaya göre depresyonun varlığı halinde intihar görülme olasılığı, her
hangi bir ruhsal hastalığı olmayanlara göre 30 kat daha çok bulunmuştur.
Depresyonu olan erkeklerin kadınlara göre daha çok öz kıyım
gerçekleştirdikleri gözlenmiştir. Öz kıyım denemeleri sayısı da
depresyonlu kişilerde daha çoktur. Depresyonu olup öz kıyım
gerçekleştirenlerin depresyonlarına ek olarak alkolizm, kişilik
bozuklukları gibi başka ruhsal hastalıkları da olduğu belirlenmiştir.
Şizofreni: Ortalama % 10 oranında öz kıyıma rastlanmaktadır. Özellikle
hastalığa ait yoğun belirtilerin tedavi ile azaltıldığı, kişinin
işlevselliğindeki azalmanın farkında olup, depresyon el bir donem yasadığı
ve daha çok hastalığın ilk yıllarında gözlenmektedir. Daha az görülen bir
şekilde ise kişinin halusinasyonları kapsamında, kendisine söylendiğini
düşündüğü ‘kendini at, oldur ’ seklindeki emirler nedeniyle intiharları
gerçekleştirdikleri gözlenmiştir. Şizofrenik öz kıyımların % 75 inin
evlenmemiş,genç yasta erkekler olduğu, % 50 sinin de daha önce öz kıyım
girişimleri olduğu saptanmıştır. Hastaneden çıkıştan birkaç hafta-birkaç
ay sonrasında risk yükselmektedir.
Alkolizm : Tüm intihar vakalarını % 20 sinden sorumludur. Öz kıyım
gerçekleştirmiş alkolizmi olan kişilerin % 40 indi daha önceden öz kıyım
girişimlerine rastlanmıştır. Erkek alkolik öz kıyımların kadınlara göre 4
kat daha fazla olduğu görülmüştür. Kişinin çevresinden uzaklaşmasını
sağlayarak, çevresinin bu alışkanlığı nedeniyle kendisini artık
desteklememesi ile, Kişinin beyninde uzun donemde oluşturduğu bozukluklar
ve alkol almayı takiben oluşan pişmanlık ve çaresizlik düşünceleri
nedeniyle intihar çok görülmektedir. Yurt dışında yapılan çalışmalara göre
alkolizm gözlenen kişilerde hayat boyu öz kıyım girişimi oranı % 10-15
arasında bulunmuştur. Öz kıyım gerçekleştiren alkolizmi olan kişilerin
geçmişlerinin daha zor olaylarla yüklü olduğu, anne-baba ayrılığı ya da
kaybı, okul basarisizliği, is kaybı, ekonomik zorluklar ve içe kapanmanın
daha çok olduğu görülmüştür. Bu bireylerin daha küçük yaslarda alkole
başlayıp, son zamanlarda çok daha fazla alkol kullandıkları saptanmıştır.
Alkolizmi olanlarda daha önce gerçekleştirilen intihar girişimini
tekrarlama riskinin yüksek ve kullanılan Öz kıyım yöntemlerinin daha ciddi
( asma, yüksekten atlama gibi) nedeniyle daha uyanık olmak gerekmektedir.
Kişilik bozuklukları: Kişinin alkol ve madde kullanımına yönelebilmesi,
daha çok çevresiyle sorunlar yasayabilmeleri, sorunlarla uygunsuz şekilde
bahsetmeye çalışmaları, tedavi almak istememeleri gibi nedenlerle öz kıyım
girişimleri ve sonuçlandırmaları yüksek bir orandadır. Özellikle
antisosyal Kişilik bozukluğunda % 5 oranında öz kıyıma rastlanmaktadır. Bu
kişilerin daha öncesinde de öz kıyım tehdit ve girişimlerine yüksek oranda
başvurdukları gözlenmiştir. Cezaevlerinde genel nüfusa kıyasla 3 kat daha
fazla miktarda gözlenmektedir. Ayrıca sınırda Kişilik bozukluğu, narsistik
Kişilik bozukluklarında da Öz kıyım gözlenebilmektedir.
|
|