|
|
Anksiyete Tedavi
Ne oranda görülmektedir?
Toplumda görülme oranı %3 olup, hayat boyu rastlanabilme oranı % 5
civarında saptanabilmiştir. Tüm kaygı bozuklukluklarının %12 sini
oluşturduğu belirlenmiştir
Kimlerde daha çok görülmektedir ?
Kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha yaygın görülmektedir. Vakaların
yarısından çoğu çocukluk ve erişkinliğe geçiş döneminde başlamaktadır
ancak yirmili yaslardan sonra da başlayabilmektedir. Yaslılıkta en çok
görülen kaygı bozukluğudur ( yaşlılıkta görülen kaygı bozukluklarının %
60’ini oluşturur).
Nasıl bir kişilik yapısına sahiptirler ?
Çekingen ve bağımlı bir yapıları olup, kendilerine güvenleri azdır. Çoğu
vakada toplusal ili?kilerinde arka planda durmak yeğleyip, aşırı kırılgan,
utangaç, eleştiriye çok duyarlı, çabuk yıkılan kişiler oldukları
görülmüştür
Hastalıkta rolü olabileceği düşünülen ortak ailesel
,gelişimsel özellikler
Annenin sureciden gerilim ve kaygısının önemli olduğu düşünülmektedir.
Ana-babanın çocuğu aşırı derecede koruyup, kollaması seklinde bir ortamın
rolü olabildiği gibi bunun tam tersi çocuğun bakımının ihmal edilmesi ve
ilgi gösterilmemesi de etken olabilmektedir. Hastalarımızın
çocukluklarında yüksek bir oranda anne baba ayrılığı (ya da vefatı) olduğu
belirlenmiştir. Fırtınalı bir çocukluk donemi geçirmişlerdir.
Kalıtımın rolü var midir ?
Hastalığın birinci derece akrabalarda görülme oranı, normallere kıyasla 5
kat daha yüksek bulunmuştur.
Stresli olayların hastalığa etkileri
Yapılan bir çalışmaya göre hastaların % 30’unda, hastalığın stresli bir
olayla başladığı belirlenmiştir. Hastalığın stresli olaylarla
alevlenebilecegi unutulmamalıdır
Tedavi
En az 1 yıl sure ile ilaç tedavisi yanında , kişinin beklentileri, düşünüş
biçimini değiştirme, gevşeme eğitimi, belli durumlardan kaçınma gelişmiş
ise kaygıya yol açan etkenlerle yüzleştirme gibi yaklaşımların olduğu
bilişsel tedavi uygulanmalıdır
Yaygın anksiyete bozukluğu neden önemlidir ?
Hastalık yüksek bir oranda alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile
gitmektedir. Kişiler başlangıçta kaygılarını azaltmak için bu maddeleri
kullanmakta, ancak sonra bunlar hastalığın gidisini daha kotu bir şekilde
etkilemektedir.
Başka ruhsal hastalıklarla birlikte bulunma oranı yüksektir (saplantı-zorlantı
bozukluğu, depresyon,sosyal fobi,panik bozukluk gibi). Bu hastalıklara
ilerleyen dönemlerde dönüşebilme olasılığı bulunmaktadır.
Stresle bağlantılı başka hastalıklar (gastrit, irritabl kolon, gerilim
tipi bas ağrıları gibi) da buhastalığa eslik edebilmektedir.
Kişinin endişeleri nedeniyle çevresindekileri kısıtlaması sonrasında
ailesel ve mesleki sorunlar oluşabilmekte ,kişi sosyal ortamlardan
uzaklaşabilmekte ve ayrılıklar,boşanmalar ,erişkin-çocuk uyuşmazlıkları
oluşabilmektedir.
İntihar riski her zaman akılda tutulmalıdır. Bu depresyon gelişimi ile
ilgili olabileceği gibi, çıkabilecek ailesel sorunlar nedeniyle ve kişinin
kendini güçsüz ve çaresiz hissetmesi ile ilgili olabilmektedir.
|
|