|
|
Panik Atak ve Panik
Panik Bozukluğu , Toplum ve Tedavi
Toplumda hastalığın hayat boyu görülme yaygınlığı % 1.5-3 arasında
değişmekte olup, hastaların ¾ ‘unu kadınlar oluşturmaktadır. Kadınlarda %
2.1 ,erkeklerde % 0.6 oranında görülmektedir. Kişilerin 1/10’u hayatları
boyunca en az bir kez panik atak geçirmekte ve bunların yaklaşık olarak
1/6’si panik bozukluğa dönüşmektedir.
Kalıtımın etkisi var midir ?
Panik bozukluğu vakalarının birinci derece yakınlarında bu hastalığın
görülme olasılığı ,diğer kişilere göre 4-7 kat daha çoktur (normsalda 2-4
iken ,panik bozukluklu kişilerin yakınlarında % 2-21 oranında ). Bu
hastalığı olanların yaklaşık % 50 ‘sinin, yakınlarında bu hastalık
gözlenmekte olup, %15 vakada bu yakınlık birinci derecedendir.
Panik bozukluğunun oluşumunda gelişimsel ve çevresel
faktörler:
Çocuklukta yaşanan “seperasyon (çocukluk döneminde anne-baba sevgisinin
kaybı,yaptıklarının anne ve babanın kalıpları ile uygunluk göstermemesi
halinde terkedilecegi korkusu) anksiyetesi”nin panik bozukluk ve agorafobi
ile ilişkisi olduğu iddia edilmektedir. Panik bozukluğu hastaları
ailelerinin“kendilerine düşük derecede bakim verdikleri ancak çok fazla
koruyucu olduklarını “ söylemektedirler. Boşanma, olum sebebiyle daha
çocukken anne-babadan ayrılma yaşantıları olanlarda da panik atakları
fazla görülmektedir.
Yapılan bazı araştırmalara göre, panik bozukluğu başlamadan yaklaşık iki
ay kadar önce, kişi için önemli bir takım olaylar belirtilmiştir (önemli
bir kişinin kaybı gibi
Panik bozukluğunda beyindeki değişimler:
“Hipokampal girus” denen bölgede metabolik asimetri gözlenmiş olup, ‘her
an olacak’ seklindeki beklenti anında beyin temposal bölgesinde kan
akımında artış saptanmıştır. Karbon di okside aşırı duyarlılık,noradrenerjik
sistemin aşırı aktivitesi ve serotonin yapımındaki bozuklukların
hastalıkta rol aldığı düşünülmektedir.
Panik bozukluğu ile karışabilen diğer hastalıklar:
Kansızlık, kalp krizi (angina pectoris ve myokard enfarktüsü), kalp
yetmezliği, yüksek tansiyon, astım, akciğer ambolisi, beyin-damar
hastalıkları (enfarktlar-beyin kanamaları), epilepsi (sara hastalığı),
migren, multipl skleroz, beyin tümörleri, diabet (seker hastalığı),
hipertiroidi (tiroid bezlerinin çok çalışması), hipoglisemi (kan sekeri
düşüklüğü),hipoparatiroidi (paratiroid bezlerinin az çalışması), bazı
maddelerle zehirlenme (amfetamin, kokain, marihuana, nikotin, teofilin,antikolinerjik
dediğimiz maddeler), bazı maddelerin kullanımının aniden kesilmesi (
alkol, tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, uyku getirici
ilaçlar),üremi,vücut su-tuz dengesi bozuklukları, yaygın enfeksiyonlar,
lupus hastalığı panik bozukluk tabloları ile karışabilmektedir.
Hastalığın gidisi nasıldır?
Genellikle yetişkinliğe geçiş ya da erken yetişkinlik dönemlerinde
başlamakta ancak çocukluk cağında da başlayabilmektedir. Hastalığın
görülme olasılığı, ek olarak otuzlu yasların ortalarında gene artmaktadır.
Tedavi yöntemleri :
1-İlaç tedavisi: En az 2-3 ay olmak üzere ,doz yavaşça yükseltilmek üzere
kullanılmalıdır. 2- Bilişsel-davranışçı tedavi: Kişiye panik atakları ile
ilgili olan yanlış bilgileri ve inançları gösterilir. Vücudundaki yanlış
anlayıp,algıladığı ufak hislerin kendini ölüme götürmediği ,bunların kısa
sureli olduğu belirlenir. Böyle bir şey olduğunda durumu geçirmek için
yapacağı şeyler gösterilir.
Hastalığın tedavisi neden önemlidir?
Vakaların % 40-80’inde majör depresyon dediğimiz tablo hastalığa
eklenip,durumu ağırlaştırmaktadır. Kişilerin bahsetmemesine karsın intihar
riski yüksektir. Hastaların % 20-40’inda alkol ve madde bağımlılığı
görülmektedir. Kişi ilerleyen donemde eve bağımlı hale gelebilmekte ya da
hastane,eczane gibi yerlere yakın olmayı yeğlemektedir. Hasta bu konuya
yakın olmayan doktorları bir dolaşıp,gereksiz ya da yanlış tedaviler
almaktadır. Çevresi ile iletişimi bozulan kişinin mesleki,sosyal,ailesel
işlevselliği azalmaktadır.
|
|