|
|
Tarihteki Önemli Kişiler ve Psikiyatri
Wright Kardeşler ve Kardeşlerin Güç Birliği
Bundan bir asır önce Amerika’nın Ohio eyaletinde o zaman için önemsiz ama
günümüz ve sonrası için çok değerli bir olay gerçekleştirildi. Motorlu bir
uçak insanoğlunun ayağını yerden kısa süreli de olsa kesmeyi başarmıştı.
Orville Wright adlı bir çocuk, bir gün şehir kütüphanesine gitmiş,
Lilienthal adlı bir yazarın yazdığı motorsuz bir uçak ile yaptığı uçuşları
anlatan bir kitap seçip okumaya başlamıştı. Kitabın etkisinde kalan
Orville sadece kendisini değil, kardeşi Wilbur’u da heyecanı ile etkilemiş
ve iki kardeş de uçma hayalleri ile yanıp tutuşmaya başlamıştı. İki kardeş
de eğitimlerini tamamlayamamıştı. Olmayan diplomaları, varolan zekaları ve
azimlerine engel teşkil etmeyecek, birşeyleri başarabileceklerini
göstereceklerdi.
Daha çocukken, çayırlarda ve bayırlarda dolaşarak, ölmüş hayvanların
kemiklerini toplayarak, gübre fabrikalarına satarlarmış. Daha sonraları
hurda demir toplayarak, demircilere satmaya başlamışlar. İlerleyen dönemde
matbaa kurmuşlar ama başarılı olamayıp, kapatmak zorunda kalmışlar. Bunu
izleyen dönemde bisikletçi dükkanı açmışlar ama boş kalan vakitlerinde
dükkan içine tüneller şeklinde bir düzenek kurarak, rüzgar ve kanat
ilişkisini saptamaya çalışmışlar.1902’den başlayarak açık arazide motorsuz
uçuşlar üzerinde yaptıkları denemeler sonunda, ilk motorlu uçağı yapmayı
başararak, 17 Aralık 1903 tarihinde 16 beygir gücünde bir motor ve iki
pervaneli bir uçak olan “flyer”içinde oniki saniye süre ile havada
kalabilmişlerdir. Orville Wright kardeşi ile yazı tura atışı sonrası
kazandığı ilk uçuş hakkını kullanmadan önce, uçağa yük olmasın diye,
paltosunu soğuğun dişlerini titremesine rağmen üzerine almamıştı. İlk
uçağı icat etmesine karşın, uçuş ehliyeti olmayan Orville Wright, yaptığı
bir kaza sonrası uçmayı bırakmış. Her iki kardeş de mütevazi ve başarı
için feragat gerektiğini bilen kimselermiş. Gösterişe önem vermeyen bu
kardeşlerden Wilbur, bir gün cebinden mendil çıkarırken yere bir kırmızı
kordela düşmüş. Kızkardeşi bunun ne olduğu sorduğunda “sana bahsetmeyi
unuttum, bugün bana Fransız Hükümeti Lejyon Denor Nişanı verdi, bu onun
kurdelası” diye yanıt vermiş. O zamanlarda İspanya kralı bir gün
kendilerine gelerek bir pazar günü kendisini uçakla uçurmasını istemiş,
ama dini düşünceleri nedeniyle Pazar günü uçmayacaklarını açıklamışlar,
başka bir sefer de babaları kendilerine, hem eşlerinin hem de uçaklarının
paralarını karşılayamayacağını söylemesi üzerine, uçakları tercih
ettiklerini anlatmışlardır.
Özellikle günümüz dünyasında sadece yüksek öğrenim yaparak, bir yerlere
gelmek ya da bir takım değerlere sahip olmayı beklemek hayalden öte bir
şey değildir. 50- 60 yıl öncesinde lise mezunu olmak pek çok yerde iş
olanakları sağlarken, artık üniversite mezunu olmak bu şansı
sağlayamamaktadır. Öğrenim hayatı boyunca herkes belirli bir düzeyde
eğitim alabilmekte, ancak sürü zihniyetinden farklı hareket edebilenler,
sivrilme şansı bulabilmektedirler. Kişi kendisini geliştirmek ve nitelikli
olabilmek için, farklı kaynaklardan bilgilere de ulaşmaya çalışmalıdır.
Belirli bir eğitimi almada yaşanan başarısızlıklar, kişinin zeka sorunu
olduğu anlamına gelmez. Eğitim yapmak güzeldir, ama herkes eğitimini
tamamlayamayabilir. öğrenmenin yaşı ve yeri yoktur. Birşeyler öğrenmek
isteyen kişi, karşılaştığı herkesten birşeyler öğrenebilir. Yeter ki
kendisini öğrenmeye adasın ve kendisini erişilmez olarak görmesin.
Kardeşler birbirlerinin pusulası ve miğferi olmalı; soyadlarını ve
kendilerini yetiştiren büyüklerini, atalarını kendilerinden öncekilere
göre daha iyi temsil etmelidirler. Kardeşinizin acısı sizin acınız; onun
sevinci sizin sevinciniz olmadıkça kardeş sayılmazsınız. İlk planda aynı
anne ve babanın çocukları olmak şeklinde düşünülebilecek olan kardeşlik,
daha sonra boyutlarını genişleterek aynı vatanın çocukları olmak şeklinde
bir kardeşliği ve en sonunda Adem babamız ve Havva annemizin çocukları
olmak şeklinde evrensel bir kardeşlik haline gelmelidir.
İnsanlar hayal ve ümitlerini, zeka ve çalışkanlıkları ile
birleştirirlerse, benzerlerinden farklı hale gelirler. Bireyler
üniversiteyi araç olarak değil de, amaç olarak gördükleri zaman
üretkenliklerini ve yeteneklerini kaybederler. Kişiler içlerinde varolan
doğal yetenekleri değerlendirmenin çarelerini aramalıdır. Yaşanılan hayal
kırıklıkları ve başarısızlıklar sonraki başarıların hazırlayıcıları ve
altyapıları olarak kabul edilmelidir. Yaptığı işi severek ve esnek bir
şekilde prensipler edinerek çalışan kimseler başarıyı hakederler.
|
|