|
|
Tarihteki Önemli Kişiler ve Psikiyatri
Dostoyevski ve Hayatı Farklı Şekilde Algılamak
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski 1821’de Moskova’da doğdu. Babasından
Fransızca ve Latince öğrenmiştir. Mutsuz bir çocukluk dönemi yaşamıştır.
Annesini 16 yaşındayken veremden kaybetmiştir. Bir yıl sonra
Petersburg’daki askeri mühendislik okulu’na girdi. Ancak edebiyata olan
düşkünlüğü nedeniyle ordudan ayrıldı. Babasının çevresinde zalim, alkolik
ve kaba birisi olarak tanındığı ve çevresinde çok sevilmediği, bu
nedenlerle öldürüldüğü düşünülmüştür. Dostoyevski’nin sağlığı pek iyi
sayılmazdı. Epilepsi (sara) nöbetlerinin kendi üzerinde çok olumsuz
etkileri vardı ve sara nöbetlerinin ne zaman geleceği sıkıntısını içinde
yaşatıyordu. 25 yaşında iken ilk romanı “İnsancıklar” ı yazmıştır. 28
yaşındayken, özgürlük yanlısı gençlerle iletişime girip, yönetime karşı
komplo düzenlemek suçundan ölüme mahkum edilmiş, ama infazdan hemen önce
çar tarafından bağışlanarak, Sibirya’ya sürgüne gönderilmiştir. 4 yıldan
fazla bir süre de Sibirya’da orduda er olarak görev yaptı. Subaylığa dek
yükseldi. 1857 yılında dul bir bayan olan ve tıpkı annesi gibi veremli
olan bir kadın ile evlendi. Petersburg şehrine döndükten sonra, hapis ve
sürgün hayatında yaşadıklarını “Ölüler Evinden Anılar” adlı romanına
yansıtarak ikinci eserini yayınlamıştır. Bunu bir yıl sonra “Ezilenler”
izlemiştir. 1863 yılında karısını ve erkek kardeşini kaybeden yazar,
kendini artık sadece yazmaya verdi. Eliaçıklığından ve kumar tutkusundan
dolayı borç içinde yüzmekteydi. Bu dönemde “Yeraltından Notlar”, “Suç ve
Ceza”, “Kumarbaz” yazdıkları arasında sayılabilir. Bu dönemde çıkardığı
dergiler yasaklandı. İlk eşinin ölümünden 4 yıl sonra ikinci evliliğini
yapmış, yeni eşi ile tutuklanmaktan kurtulmak için Avrupa’ya gitmişti.
Burada kumarhanelerde vaktini geçirerek, varolan kısıtlı parasını da
yitirmişti. Burada üç çocuğundan birini kaybetti. Ülkesine dönene dek,
“Budala”, “Ebedi koca”, “Ecinniler” i kaleme aldı. Dönüş sonrasında çar
kendisinden çocuklarının öğretmeni olmasını istedi. 1879 yılında şaheseri
denebilecek bir eseri olan “Karamazov Kardeşler”i kendi ülkesinde
tamamladı. Epilepsi ataklarının çoğaldığı dönemlerde, zorluklar içinde
çalışmalarını sürdüren, bu büyük yazar 1881 yılında 60 yaşındayken akciğer
kanamasından ölmüştür. Toplumda önemsiz ve kabul görmeyen kişilerin bile
hayatlarını sebep ve sonuçlar açısından incelemiş , kişilerin
davranışlarının altında yatan psikolojik etmenlere dikkati çekmiştir.
Kendinden sonrakilere rehber olmuş, eserleri, yazar ve düşünürleri
etkileyerek dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer almıştır.
Yaşadığınız her bir an acı ya da tatlı olsun, mutlaka çok anlamlıdır.Eğer
günün hayhuyundan kurtulup,başınızı hafifçe yukarıya kaldırıp bakmasını
bilirseniz olanlardan çok şey çıkartabilirsiniz. İşte sanatçılar bu
yönleriyle olağan insan bakışından farklı görürler herşeyi. Ve sadece
kendileri için günü geçirmeyi yeterli görmez, sonrakilere de hitap etmeyi
hedefler, kalıcılığı esas alırlar.
Dostoyevski de yaşadığı onca sıkıntı ve acıya rağmen üretmeyi, herkese
yönelik eserler bırakmayı terk etmemiştir. Sayısız badire ve kayıplar onu
çökertmemiş, hayattan kopartmamıştır.
Dışarıda rastladığınız bireylerin herbirinin kendilerine ait sebeplerle
seçtiği bir yaşantı tarzı vardır. Kimseyi göründüğü gibi algılamayın,
kendi durumunuzla karşılaştırarak küçümsemeyin. Herkesten birşeyler
öğrenebilirsiniz. Bu gibi durumlar ve kişilerle karşılaştığınızda,
olayların arka planına da bakmaya çalışın, üstünkörü yargılar üreterek,
peşin fikirli olmayın. Mümkünse bu insanları olanaklar dahilinde kazanmaya
çalışın, unutmayın ki, en iyi yatırım insana yapılan yatırımdır. Tam tersi
herhangi bir açıdan sizden daha yüksek bir düzeye sahip kişileri de
gözünüzde aşırı büyütmeyin. Her zaman için hiçbir şey göründüğü gibi
değildir. Aslolan erdemli ve barış içinde yaşamaya çalışmaktır.
Hayat bu açıdan bakıldığında, sonsuz sayıda seçenekleri içinde barındırır.
Doğru ya da yanlış seçimler, zararlı alışkanlıklar bu şekilde ele
alınmalıdır. Her zaman tüm ihtimaller eş zamanlı olarak
düşünülmelidir.Tıpkı bir roman yazarı gibi. Siz de hayatınızın romanında
figüran olduğunuzu düşünmeyin, romanınızın etkin bir kişiliği olduğunuzu
kendinize sık sık tekrarlayın. Yaşayacağınız zorluklar sizi daha güçlü,
daha bilge yapacaktır. Buralardan edinebileceğiniz dersler, rolünüzün
kalitesini arttırmaya yol açacaktır. Hepinize daha çok empati yapmaya
çalışarak, çevrenizdeki olaylar ve insanları daha iyi okumanızı ve
birbirinizi daha çok severek, anlamaya çalışmanızı diliyorum, çünkü buna
çok ihtiyacımız var. Sevgiyle kalın.
|
|