| Psikiyatrist Net | Biz Kimiz | Neredeyiz | Anlaşmalı Bankalar | Ziyaretçi Defteri | E mail | A Z İndex | | ||
| |
|
|
![]() |
|
|
| |
Hızlı ve tehlikeli araç kullanımının perde arkası
Trafikte araç kullanımında uyulması gereken kurallar, geçmiş yıllarda uzun
süreli araştırmalardan elde edilen verilerden ve kimisi hayat kayıplarına yol
açan üzücü deneyimlerden, kimisi de göreceli olarak daha az sıkıntıya yol açan
maddi kayıpların sonuçlarından sağlanan bilgilerle oluşturulmuştur. Özellikle
son yıllarda trafiğe çıkan araç sayısındaki artış, trafiğe çıkan bu araçların
daha eski yıllara göre daha yüksek süratlere ulaşabilir olması, daha seri ve
kıvrak kullanılabilir olma özellikleri nedeniyle kural ihlalleri ve trafik
kazalarında artmaktadır. Özellikle büyük şehirlerde insanların yaşam koşullarını
daha iyi hale getirmek için, ek işler yapmak zorunda oluşları ve bu nedenle bir
yerden bir yere yetişmek için sınırlı bir süreye sahip olmaları, aşırı hız ve
diğer kural ihlallerini yapmalarına neden olabilmektedir. Bunun yanında
özellikle aracı kullanan kişilerin içinde bulundukları ruhsal durum da kişilerin
hatalı araç kullanmalarına ve trafik kazalarına yol açabilmektedir. Bu
psikiyatrik sorunlar arasında kişilik bozuklukları (özellikle antisosyal,
narsisistik, paranoid, histrionik ve sınırda kişilik bozuklukları), iki uçlu
duygu-durum bozukluğu, panik bozukluk ve dissosiyatif bozukluklar, alkol-madde
kullanım bozuklukları sayılabilir.
Normal koşullarda hayatımızın kolaylaştırılmasına hizmet edecek olan araçlar, bu gibi durumlarda birer savaş aleti ve ölüm makineleri haline gelebilmektedir. Araçların içindeki sürücüler birbirlerine cesaretlerini (!) kanıtlayabilmek için adeta, zırhlara bürünmüş ve ellerindeki mızraklarla birbirine doğru at koşturan ortaçağ şövalyelerine benzemektedirler. Bir başka benzetme ile birbirini düelloya davet eden ortaçağ askerleri ya da derebeyleri gibi hareket etmektedirler. Tabii ki içinde bulunduğumuz çağ bilgi ve iletişim çağıdır. Artık cesaret gösterileri ortaçağ zihniyetindeki gibi kaba kuvvete dayanmamaktadır. Cesaret ve üstünlük kişilerin kendilerini sosyokültürel açıdan geliştirerek, içinde oldukları toplulukları etkileyebilmeleri, daha farklı kültürlerle bir araya geldiklerinde, kendi bilimsel varlıkları, sosyal yaşantıları ve değerlerini kabul ettirebilmeleri ile belirlenmektedir. Bu da doğal olarak sadece belli bir maddi birikime dayanmamakta, bunun yanında kişinin gerekli manevi değerlere ve olumlu kişisel özelliklere sahip olması da gerekmektedir.
Kişilerin içinde büyüdükleri aileler onları çocuk yaşlarından itibaren, hatta
daha anne karnındayken iyi ya da kötü yönde etkilemeye başlar. Olumsuz
etkileşimler sürekli olduğunda, çocuğu çaresizlik içinde bırakacak derecede
fiziksel, duygusal ya da cinsel tacizler şeklini aldığında daha ağır sonuçlara
yol açabilmektedir. Duygusal tacizler (çocuğun sağlık ve eğitiminin çevresindeki
yaşıtlarına göre ihmal edilmesi, ebeveynin çocukla duygusal iletişimlerinin
yeterli ve doyurucu olmaması, gereken sevgi ve destekleyici yaklaşımın
sergilenememesi) anne-babanın çocuğa örnek olamaması ya da çocuğun dışarıdaki
yanlış örnekleri seçmesi de bu uygunsuz gelişimlere yol açabilmektedir. Bunlar
sonrasında çocuk kendi gelişimsel aşamalarını yanlış ve eksik bir şekilde
tamamlamakta, bu durum kişilik bozukluklarının temelini oluşturmaktadır. Bu da
ilerleyen dönemlerde meslek hayatı, evlilik yaşantısı ve toplumsal hayatında
sorunlu ilişkilere yol açmaktadır. Sorunlu ilişkiler de, kişilerde aşırı
düzeylere varan tepkilerin çoğu yerde ve aniden göstermelerine yol
açabilmektedir. Bunlar arasında da trafik ön planda gelen alanlardan biridir.
Kişiler bazen "hep en önde ben olmalıyım, beni kimse geçememeli, kimse benden ve benim arabamdan hızlı gitmemeli" şeklinde düşünebilirler. Bu kişilerde narsisistik kişilik yapıları düşünülür. Bu kişiler tüm kişilik bozukluklarının ortak özellikleri olan kendini hep haklı görme, etrafı suçlama eğilimi içindedirler. Gerçekte çok kırılgan ve zayıf olan benlikleri, bu şekilde gerçekçi olmayan bir halde şişirilir.
Bazı durumlarda da bireyler üzerlerine çok fazla yük alırlar. Başkalarına hayır
diyemezler. Kendi yapacakları işler yanında başkalarının da tüm yükleri bu
kişilerin sırtına biner. Bu durumda kişiler oradan oraya koşuştururken, sürat
limitlerini aşabilirler.
Eğer kişinin hayattan beklentisi kalmamışsa, her gün mutsuz, isteksizse ve uyku,
iştah, enerji ve dikkat sorunları yaşıyorsa, kendini suçluyor ve aşağılıyorsa,
depresyon tablosu yaşıyor demektir. Bu duruma bazen intihar düşünceleri de eşlik
edebilir. Hızlı ve tehlikeli araç kullanmak da bir tür intihar girişimidir.
Sürücünün yanında başkası varsa gene bu tip kuraldışı davranışlar olabilmektedir. Yanındakini isteklerini yapmaya zorlamak için, bu şekilde araç kullanarak korkutmak ve boyun eğdirmeye zorlamak da rastlanılan durumlar arasındadır. Yanındakini etkilemek için hızlı araç kullanmak genellikle ergenliğin erken dönemlerinde görülmektedir. Ancak özellikle erkeklerde andropoz dönemi olarak bilinen, vücutsal ve cinsel performansın azaldığı dönemlerde, kişiler bu durumu kendi kendilerine inkar edebilmek için hız yapabilirler.
Bazen kişinin trafikte uygunsuz araç kullanan kişilere ders vermek amacıyla, onu aynı şekilde izleyerek yolda tartışmaya başlaması da rastlanılabilen ilginç durumlar arasındadır. Bu kişiler adeta kendilerini bir yargıç gibi görebilmektedirler.
Şüpheler üzerine hareket eden kişiler ya da aşırı alınganlık gösterenler de hız yapabilirler. Kendini geçen kişinin kendine güldüğünü, yanındaki bayana bakıldığını ya da arabasının arkasına çok sokularak sıkıştırıldığını düşünenler bunun intikamını almaya çalışabilirler. Bu tip bir kişilik yapısında paranoid eğilimler ön plandadır ve herşeyi kendileri için bir tehdit ya da saldırı olarak algılamaya adaydırlar.
Kişiler eğer evlilik hayatlarında eşlerine ya da mesleki yaşamlarında iş arkadaşlarına , amirlerine karşı kendilerini uygun bir şekilde ifade edemiyorlarsa, eziliyorlarsa bunun acısını trafikte canavar kesilerek, başkalarından çıkarmaya çalışabilirler.
Dürtü kontrol bozuklukları olarak adlandırdığımız psikiyatrik sorunlarda kişiler hissettikleri yoğun kaygının etkisini aniden bazı davranışlarla gidermek isteyebilirler. Bu tür durumlar arasında ani öfke patlamaları, kumar oynama, alkol alma ,aşırı yemek yeme atakları gözlenebilmektedir. Öfke ile hızlı ve tehlikeli araç kullanma da bunlardan biridir.
Dissosiyatif bozukluklarda, kişiler bazen farkında olmadan, yaptıklarını hatırlamadıkları girişimlerde bulunurlar. Daha ileri boyutta arabayı kullanan kişi kendisi değildir ve içindeki kişilik asıl gerçek kişiliği öldürmek için hızlı ve tehlikeli araç kullanabilir.
İşte bu şekilde yanınızdan hızlı geçen ve yolda adeta büyük slalom yapan
kişilerin öncelikle psikiyatrik tedaviye gereksinimi olan kişiler olduğunu
düşünün. Ve sakın ve sakın onlarla benzer davranışlar içine girmeyin
sevdiklerinizi sizsiz, başkalarını da sevdiksiz bırakmayın.
Sık
Kullanılanlara Eklemek İçin...
Ana Sayfa Yapmak
İçin...
Psikiyatrist Net Durumundadır...
| Copyright © |